cheers.

“a” koleksiyonuma ve kalbime bir fotoğrafın daha girdi bugün. özellikle güldüğün fotoğraflar, kalbimin atışını değiştiriyor. senin de şerefine. yarasın benim üzümlü kekime.

çocuk kalpli

harika bir hafta sonu geçiriyorum. çok güzel şeyler oldu. çok uzun süredir, bu kadar peş peşe güzel şey olmamıştı. üzümlü kekimin, beyrut patlamasından sonra, ikinci mutlu fotoğrafı düştü instagram’ına. yatağımda nereye döneceğimi şaşırdım sevinçten. düşüyordum bir an aşağı. kadeh kaldırmıştı üzümlü kek. ben de gidip şarap bardağına, elma suyu döküp ona katıldım. hayal de olsa, yanındaymış gibi yaptım.

sonra planladığım gibi, evden kaçmanın yollarını düşünmeye başladım. önce, bahçedeki yaprakları toplamak istediğimi söyledim, evin önündeyim, dedim eşime. bu yaprakları bir an önce kaldırmamız gerekiyor çünkü uçup, bahçesini temizlemiş komşularımıza gidiyor rüzgarla. hiç hoş bir durum değil. bu hafta, birine yaptıracağız ama rüzgar beklemiyor, en azından temizliyormuş gibi görünmek lazım.

eşim, hava güneşli olunca çok bir şey diyemedi. dışarısı da sıcak. birkaç saniye düşündü ama tamam, dedi. yarım saat yaprakları toplarmış gibi yaptım. topladıklarım da oldu ama genelde telefonla oynadım. sonra babası aradı eşimi, yanına çağırdı. eşim, acil bir şekilde araba ile çıktı. fırsat bu fırsat diyip, bende peşinden arabamla çıkıp, kendimi, evimizin yakınındaki olası noel süslerinin olabileceği mağazaya attım. çünkü eşimin ailesinin evi bile 20 dakika sürüş mesafesinde. gidiş dönüşü sadece en az 40 dakika.

(maskeyle gittim ve hiçbir yere dokunmadım, kimseye de yaklaşmadım)

tam dalmış gidiyordum ki becca aradı. lakin becca ile dün akşamdan beri başka bir şey konuşuyoruz. konuştuğumuz bir konu var, smsleşiyoruz, sms yazmaktan bıktı, o yüzden arıyor sandım. açtım telefonu. başlarda nasıl olduğumu sordu. sonra birden, şu an bir şey izlemiyorsun değil mi, dedi? hayır, dedim. galatasaray maçı izlemiyorsun yani? diye sordu yeniden. hayır, şu an maç oynandığını bile senden öğreniyorum, evde değilim, meijer’da, noel süslerinin fotoğraflarını çekiyorum, dedim.

ve son kelime, zihnimde ahhhlar içinde 3 kere tekrarladı kendisini. mejier’dayım! meijer’dayım! meijer’dayım!

becca’nın dediği tek şey: öyle misin?

derin bir sessizlik…

tamam, ben eve geri döneyim madem o zaman diye kapattım telefonu. becca konuşmuyordu çünkü. korkunç bir sessizlik oluştu. yani azarlasa bu kadar acımayacaktı. koşarak eve gittim. eşim de dönmüştü. becca, onu aramış. tuhaf bir şekilde kızmadı ama eşim. yani biliyor noel’i ne kadar beklediğimi. bir şey diyemedi sanırım o yüzden. yorulmuşsundur, dinlen hadi, dedi. becca’nın da siniri geçer yarına. onları çok seviyorum ama üzümlü kekimi daha çok. buna yardım edemem. benim için ilk önce onun dedikleri var, sadece rüya bile olsa, dedikleri daha önemli. kötü şeyler de istemiyor. dedikleri hep doğruya çıkıyor.

biraz daha kalabilseydim keşke. daha bir sürü oyuncak vardı ama iyiye gidiyorum, her gün biraz daha iyi hissetmeye başladım. yarın da bazı sonuçlar alacağız. umutluyum bu iyi hissetme olayı sayesinde. en başta da yazdığım gibi harika bir hafta sonu oldu. noel de geliyor.

çokomelli bile gitti ya.

vay be çokomelli.

çocuk kalpli

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.