canceled.

ne kadar hasta olursam olayım, kendimden çok seni düşünüyorum. bu pandemi, uzun süre sona ermeyecek, üzümlü kekim, kendini, o çok sevdiği uzun yolculuklara atamayacak, diyorum içimden. ayakların yere çıplak bastığı günden beri, o kadar alıştın ki dünya üzerinde koşmaya. şimdi, sokaklarda nasıl yürüyorsun bilemiyorum. 

çocuk kalpli

pandemi ilk başladığında şunu demiştim kendime: “beni hiçbir şekilde etkilemez, 2 yıl evde kalsam dışarıyı aramam”. bu kadar meraklısı değilken bile böyle olmadı. noel için, hiçbir kısıtlama yapmayacağız, noelde, michigan’daki tüm aktiviteler, sosyal mesafeye rağmen yapılacak demişlerdi. hepsinin iptal haberleri geliyor teker teker. gözyaşları ile okuyorum. hastayken iki kere ağlatıyor her şey. en doğrusu bu bile olsa, kabul etmekte zorlanıyorum. komşumuz gayle, kardeşini virüsten kaybetmiş 1 ay önce. (57 yaşında, erkek, hiçbir kronik rahatsızlığı yok) bir gözü ağlamaktan rahatsızlanmış. beni evde görür görmez kapımıza koşup, neden eve geldin diye kıyameti kopardı bu sabah. kötü değilim diye bir kere daha yalan söyledim. aslında bu sabah öyle kötü uyandım ki, gerçekten, artık bunun altından nasıl kalkacağımı bilmiyorum.

beni bile böyle etkilemişken, üzümlü kekimi düşündüm. onun hikayesi, bebekliğinde her çocuktan daha sonra yürümesi ile başlıyor. birgün, yürümeye karar veriyor ve yürümek yerine kendini koşar adımlarla bir yere atmaya çalışıyor. ondan sonra da hiç durmuyor üzümlü kek. ayakları yere çıplak bastığı günden beri, tüm dünya, onun evi. tıpkı bir kraliçe gibi, sahip olduğu ülkeleri ziyaret ediyor. bu yıl çok az dolaştı pandemi yüzünden. sadece 1-2 yere gitmiş gibi. bu çok azdır onun için. beyrut’taki patlamayı yaşamasa bile, bu yüzden mutlu bir hayatı yoktu üzümlü kekimin. tıpkı benim, uykusuz kaldığımda, dünyayı herkesin başına yıkışım gibi, o da seyahatsiz kaldı. belki hala planlıyordur bir yerlere gitmek ama ya uçak bileti, ya da gideceği yerdeki aktiviteler iptal oluyordur. benim gibi gözyaşları döküyordur. ufacık sokaklarda yürüyerek teselli bulmaya çalışıyordur.

hayatımızın, böyle bir şeyin denk geldiğine hala inanamıyorum. korkun diye yazmıyorum. herkes virüs alacak, hasta olacak diye bir şey kesinlikle yok ama ne yazık ki her 70 kişiden 1’i ya ölecek ya da ağır atlatacak. böyle bir istatistik var. o kişinin kim olduğu da belli olmadığından sıkıntı çok büyük. (bu bloğu yazdığım tarih itibarı ile dünyada ölüm oranı %3.4 şu an)

noel ağacımız bir süre daha kesilmeyi bekleyecek gibi. belki 1-2 hafta daha ama kesilecek. ne olursa olsun evimi de ağacımı da süsleyeceğim. hatta sincaplarımın evini de. cam bir faunusun içinde yaşıyorsak bile, en azından o fanusu güzelleştirmeyi bilmeliyiz. nasıl olacak bilmiyorum ama bir şekilde iyi olacağım.

çocuk kalpli

ps: maillerinizi de, twitter’daki özel mesajlarınızı da okuyorum. lakin cevap verebilecek bir motivasyonda değilim. çok özür dilerim. çok sağlıklı da hissetmiyorum yazdığım gibi. yazın birkaç video çekmiştim ama biraz genel anestezinin etkisi vardı. şu an yapabilir miyim öyle bir şey gerçekten bilmiyorum. zor bir şey benim için. çektiklerime baktığımda, o etkideyken bile göz teması kuramamışım. ben fotoğraflarda bile göz teması kuramam. belki uyumadan önce, ilaçlarımı aldıktan sonra denerim ama şu ara çok zor benim için.