santa parade.

kadınlardan ve salı günlerinden çok çektim lakin şu an olduğum hastane odasında eşimi zor bekliyorum. beni kandırıp, hastaneye yatırdı. becca ile birlikte tabi. buradan bir çıkayım ikisini de vuracağım. evet hastayım, testim pozitif ama ciğerlerime inmediği için hastanede yatmamı gerektiren bir şey yoktu. hem evi temizlettirelim hem de bağışıklık sistemim güçlensin diye evden uzaklaştırıldım. evi temizledikleri doğru. o konuda hiç şüphem yok. hatta eşim, temizleyenlerden daha çok çalışmıştır. onlardan sonra, bir defa daha kendi silmiştir her yeri. lakin gene de burada olmam gerekmiyordu.

zaten üzümlü kek ile de bozuştuk. ya uyuyorsun ya kendinde değilsin bir de utanmadan dönmemi bekliyorsun, tek sorun 2015 değil diye bağırdı bana. (kadınlar ve salılar)

bir keresinde ankara’da, berbat bir bara gidip sarhoş olmayı denemiştik. çok içtiğimizi hatırlıyorum. muhtemelen sen olmamıştın lakin benim denemem gayet başarılı olmuştu. yine de çok iyi göründüğünü hatırlıyorum. her zaman harika görünürsün. sarhoşken bile bu değişmez. biliyorum belki hiçbir zaman barışamayacaksın 2015 yılımdaki halimle ama kendimde olduğum tek konu kesinlikle buydu.

harika görünürdün.

çocuk kalpli

ben de kalbine bunu yazdım. bugün 3 kasım. 11.3 veya 3.11. bilerek yapmamıştır ama bloğunun adını yenilememiş üzümlü kek. bu web sitesi, gece uyumadan önce rüyamda ona ulaşmak için kullandığım ritüelimdi. özellikle 1 3 rakamlarının denk geldiği günleri ve ona ihtiyacım olduğu zamanları boş geçmiyordum. buna artık ihtiyacımız yoktu ama ben gene de yapıyordum. iyi hissettiriyordu. bu gece rüyamda kavga edince artık o ritüele ihtiyacımız olmadığına kesin emin oldum. dün o web sitesine giremediğim halde buldu beni. her zamanki gibi canıma okudu.

gene de bloğunu silmesi üzücü bir hadise tabi. umarım birileri canını sıkmamıştır. beni tanıyıp, onu kıskanan kötü biri, oradan ona mesajlar yazıyordu ve canını sıkıyordu ama bu kişinin bir daha böyle bir şeye cesaret edebilmesi mümkün değildi. bunu göze alamazdı. çünkü beni seven birisi de, onu bu konuda çok ciddi uyarmıştı. kanada’daki vizeni de iptal ettiririm, başka bir ülkeye gidememeni de sağlarım, her şeyini kaybedersin, demişti. sadece tek sorun, böyle bir şeyin olup olmadığını şu an bilemeyecek durumda olmamız. söylemez ki üzümlü kek. rüyamda bile söylemez. zaten ben de, bu konuyu açmaya cesaret edemem. hayatımızda bir 2015 gerçeği var ki bu yazdığım gerizekalı bunun en büyük nedeni.

umarım böyle olmamıştır. aklıma ilk bu geldi.

çok değil aslında 2015’ten 4 yıl geriye gittiğimizde, üzümlü kek ile şu an hayal ettiğim gibi birer arkadaştık. seviyeli ve saygılı bir ilişkimiz vardı. bir farkla. onu sevdiğimi unutmuştum o zamanlar. işim için kendimi harap ettiğim zamanlardı. gerçekten çok çalışırdım o dönemler. bazen günde 1-2 saat uyurdum. öylesine büyük hırslarım vardı. her genç insan gibi bir şeyler başarmak istiyordum sanırım. mart ayında, ankara’da bir toplantım vardı. işim gereği ayın mutlaka birkaç günü ankara’da oluyordum ve üzümlü kek’e hep haber veriyordum. o gün neden içmeye karar verdik hatırlamıyorum ama fikir kesin benden çıkmıştır. tek bildiğim, bunu yapmamam gerekiyordu. çünkü birkaç hafta öncesinde ativan’ın üzerine bira içmiş ve geçici felç yaşamıştım. yani her benzo’nun bir tuhaflığı var. bir tek ativan’da oldu bu bana. ativan’da bu ilaç grubunun en zayıf 2. ilacı bir de. ilginçti ama o aralar içmemem de imkansızdı. öyle üzgündüm ki. kardeşim, iş kazası geçirmiş, 1 parmağı kopmuş diğerleri parçalanmış bir halde eve gelmişti. bir de bunlar olurken, o zamanlar en yakınım olan andrea ile kavga etmiştik. ben kanada’da yaşamak için belge toplarken o, kopenhag’a bir öğrenci değişimi için gitmiş, orada gününü gün ediyordu. kanada’da yaşamamı istiyordu ama bana yazmıyor, benimle ilgilenmiyordu. gelmiyorum ulan kanada’ya diye çıkıştım birgün. bana, gelmek istemiyordun zaten, belki de o gerizekalı amerikanlardan biri olursun, dedi en son.

yani ne diyeyim. aynen öyle oldu.

bu haldeyken buluştuk üzümlü kek ile. neler konuştuk çok hatırlayamıyorum sarhoş olduğum için ama onu hatırlıyorum. hatta gömleğini bile hatırlıyorum. kareliydi. kareli şeylere bayılırım. zaten tatlı biriydi, onu daha da sevimli göstermişti. zaten sonrasında ondan daha sevimli hiçbir şey olmadı hayatımda. tabi bunu anlayamadı. ben de çok belli edemedim çünkü dünya turuna çıkmıştı.

bloğunu yazdığı dünya turuna.

2020 kasım ayına dönersek. bugün önemli birgün abd için. 3.11 sadece benim için değil, bir sürü insan için önemli. bu bir kapı. daha önceki yazılarımda iyi veya kötü niyetle açılabileceğini yazmıştım. umarım bugün, bu seçimleri denk getiren kişiler, iyi şeyler amaçlamışlardır. bu rakam amerika için sihirlidir. birgün buraya seyahat etme şansınız olursa bunu daha iyi anlarsınız. mesela ilk fark edeceğiniz şey, kuzey ve güney yollarıdır. bu yolların en çok kullanılanı 31 east ve 31 west’tir. 31 east ve 31 west 131 karayoluna bağlanır, 131’de birleşirler. dönüş tabelalarından önce de 3.5 mil kaldı uyarısı vardır. 2 veya 4 km değil, 3.5! 13 ve 31’in saatteki karşılığıdır. 31, 13’ün eşidir ve aynısıdır. bu rakamlar ikizdir. 13 neyse 31’de odur. uğursuzdur demiyorum ama farklı olduğu kesin.

buradan çıkmalıyım. gerçekten deliriyorum şu an.

peki bana ne oldu?

kimse gerçekten bilmiyor. abd’nin sağlık sistemi ile ilgili ne duyuyorsanız doğru. kimse sorumluluk almak, teşhis koymak istemiyor. testlerin sonucunda, bu da olabilir ama bu da, belki de böyledir deniyor. doktorla mı konuşuyorsunuz avukatla mı belli değil. igg’m (bağışıklığım) türkiye’de pozitif çıkmasına rağmen burada bulunamadı. onun yerine igm’yi gördüler (hastasın) ama aynı zamanda pcr negatif. aşağıdaki olasılıkları çözmeye çalışıyoruz şu an.

HİÇ MEYVE YEMİYORSUN TEORİSİ: bu teori annem tarafından ortaya atıldı ve büyük beğeni topladı. bağışıklık sistemim, kendini tam düzeltemedi, hastalık geri döndü çünkü yeterince meyve yemiyordum. yolculuk, saati farklı değişikliği, kentukcy’de dağlara tepelere tırmanma derken yeniden hastalandım. o sırada iyi beslenemedim, sevdiklerimden de ayrılınca moral olarak düştüm. eski hastalık semptomları geri döndü.

TUVALET TEORİSİ: ilk hastalığım iyileşti ama ben buna güvenerek yanlış bir şey yaptım. nasılsa bana bir şey olmayacak diye istanbul-şikago yolculuğumu, uçağın en arkasında yayıla, eğlene yaptım. tuvaletin tam önüydü. bir sürü insanla aynı havayı soludum yanımdan geçtikleri için. virüsün farklı bir mutasyonunu aldım bu sayede. özellikle bir kişi tuvalet başında beklerken ağır virüs yüküne maruz bıraktı beni. bu yüzden ilk bağışıklık işe yaramadı. uçakta da bir sürü farklı ülkeden gelen kişi vardı. hep yazıyorum, şikago uçağı zaten nuhun gemisi gibidir.

bu teori üzerinden de eşim çok pis yükleniyor. sen ilk önce kendine dikkat etmeyi öğren, ondan sonra tartışırsın seni neden hastaneye yatırdığımı, diyor.

görüşecez.

FAHRETTİN SABİTİ: başka bir görüş, aslında hiç iyileşmediğim yönünde. türkiye’de yapılan testler sağlıklı değil. aslında igg’m hiç görünmedi. hiç iyileşmedim. bu biraz da fahrettin sabitini destekliyor. vaka ölüm sayısı azlığına yardım ediyormuş gibi.

yani böyle. tek bildiğim burada kalamam. hasta da olamam zaten. üzümlü kek kıyameti koparıyor. rüyalarımdan da giderse mahvolurum. ayrıca noel zamanı. hiç kimse benim burada kalmamı sağlayamaz. ciğerlerime inse bile santa geçit törenlerine katılırım.

öyle.

çocuk kalpli