öyle olacak.

her şeyden önce, allah belanı versin wordpress. dün web sitemin fontunu kaybettim. bu nasıl oldu hala bilmiyorum. uyku ilacımı aldıktan sonra, önceki son 1-2 saati siliyor ama uyumadan önce wordpress’in teması ile uğraşma şansım 0. son zamanlarda bir çok yeri bozuluyor zaten. dün “set parent” da gitmişti, ayrıca videolar otomatik açılıyordu.

hasta olmasam uğraşacağım ama henüz bir düzelme yok kendimle ilgili. doktora yazın olduğum testleri mesaj atmıştım, anlamı yok pcr’ın, hastaysam pcr ile anlayamayız, demiştim. bugün hemşiresi daha kötüye gittiğini anlarsan, antikor için hemen başvurabilirsin, doktorun onay verdi, demiş. tek diyebileceğim zordayım. yarın mutlaka uyanıp hem bu teste gitmeli hem de yapraklı son, sonbahar gününü yaşamalıyım. en azından araba ile dolaşmalıyım. gücüm 0. inanılmaz da kabuslar görüyorum ama kabusların nedeni hasta olmam değil. 31 ekim’e yaklaştıkça, zıt enerjimin bir nevi boğazımı sıkması. belki de bu, neden noeli bu kadar çok sevdiğimi açıklıyor. 31 ekim’i atlattığımda, ruhum huzur buluyor.

zaten kurduğum tek hayaldin, nasıl vazgeçebilirdim ki? 

çocuk kalpli

ufak da olsa bu sabah üzümlü kekimi rüyamda görebildim. çok korktum seni kaybedeceğim diyip bana sarılıyordu. ben de neden öyle dedim bilmiyorum ama üzülme, ben başkaları değilim, seni asla terketmem, dedim. orada ifadesi değişti üzümlü kekin. başkaları konusunu hiç açma, asıl ben kimseyi istemiyorum hayatında, bunu çok iyi biliyorsun, dedi.

bunlar aklımda kalanlar. sonra en meşhur kabuslarıma devam ettim. benim enerjim değil 31 ekim’le gelen. daha farklı kişilerin enerjisi. belki geleceği %100 gören ve asla yanılmayanların. bu da kendi seçimim. ben istemiyorum daha fazla güce sahip olmayı. bazı rüyalarım çıkıyor, bazıları çıkmıyor ama bunu ben istiyorum aslında. çünkü allah’a ve ahiret gününe inancımı kaybetmedim, çünkü bu dünyada ne yaparsak, öldüğümüzde bir bedeli olacağını biliyorum. belki din konusunda çoğu yerde ikilemde kalıyorum ama allah inancımı hiç kaybetmiyorum. bu biraz da yaratışsal özelliğim. genlerimiz sadece biyolojik kodları değil, aynı zamanda alışkanlıklarımızı da taşıyor. soyum tam olarak türk değil. çok değil, bundan 200 yıl öncesine gittiğimizde ben doğduğum topraklardan çok uzakta bir yerde kalıyorum. bir zamanlar herkes gibi ben de kendimi selanik göçmeni sanırdım. göçmen olduğunu bilen her türkün sığınağıdır ya bu. sonra bazı belgeler çıktı ortaya. italya’nın parga kasabasına kadar gitmiştim. bu kadarla kalsaydı keşke. daha sonra şunu farkettim:

ben rüyalarımda çok iyi fransızca biliyordum.

dahasını bilmem umarım.

neyse, bu yaz az da olsa sevdiklerimi görebildim. arkadaşım faustina ile çok az da olsa biraz bir şeyler paylaşabildik ve bana şunu söyledi: kafamız gözümüz de yarılacak ama bata çıka, bir şekilde geride bırakacağız bu yılı, dedi. aynen bu fotoğraftaki gibi. burada düşmüş, kafamı gözümü gölün içindeki taşlara vurmuştum, çünkü ayağımın altındaki zemin yürürken birden içine girmişti. lakin kaçmıştım, çıkarmıştım içinden kendimi.

öyle olacak.

çocuk kalpli

4 Comments Kendi yorumunu ekle

  1. Her şey bir yana tam çocuk kalpli pozu. Çok sevdim ((:

    Liked by 1 kişi

    1. Çocuk Kalpli dedi ki:

      Annemler dalga geçip gülüyordu, bana da oradan yansıdı. 😂

      Liked by 1 kişi

  2. Ahmet B. dedi ki:

    WordPress’e isyan son derece içten olmuş😄

    Liked by 2 people

    1. Çocuk Kalpli dedi ki:

      Haketti ama, şunun olmaması lazım, tonlarca para kazanıyor üzerimizden.

      Beğen

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.