bad night.

uzun bir yolculuktan sonra mamouth mağaralarına ulaştık. 6 saat sürmesi gereken yol, lousville’deki trafik yüzünden 10 saate yakın sürdü. aynı sürede new york’a gidiliyor michigan’dan. hatta daha da kısa, kanada üzerinden giderseniz. eşim de yine kandırmış beni. her yer yeşil kentukcy’de. buraya sonbahar gelmemiş daha. hava bile 20 derecenin üzerinde. becca’nın cezasından kaçarken, gerçek belamı bulacağım burada dağ tepe tırmanırken. rezervasyon yaptırdığımız odayı da alamadık. daha sıradan otel odası gibi bir yerde kalıyoruz.

korkunç da bir geceden geliyorum. üzümlü kek tabiri ile gözümün yaşına bakmadı. sabrı gerçekten taşmış gibiydi. aslında rüyalarım, dün yazdığım soruları o kadar iyi açıklıyor ki. belki de benimle ilgili istedikleri olmuyor üzümlü kekin, bu yüzden zulmediyor ama isteklerinin de bir sonu yok benimle ilgili yine aynı rüyalarda. belki biraz bilinç altımı da katıyorum bilmiyorum ama öz kardeşimi bile istemeyecek kadar ciddi şeyler yüzünden tartışıyoruz, hatta beni dövüyor. canımı çıkardı bu gece. eşimi hiç yazmıyorum bile. bana sormalıydın evlenmeden önce diyor. hayır, derdin diyorum. hayır derdim, ABD’ye yerleşmene asla izin vermezdim, bu yüzden sormadın zaten, diyor. keşke o da buraya gelse zaten. son yaşadığı korkunç şeyden sonra çılgınca bir şey geldi aklıma. vatandaşlığımı aldıktan sonra eşimden boşanıp, kağıt üzerinde bununla mı evlensem diye düşündüm. yeşil kartını alınca boşanırız. kimseye de söylemeyiz. burada da insanlara yardım edebilir. yani ben de ortadoğu’da yaşamasını istemiyorum ama burası da elini kolunu sallayarak girebileceği bir ülke değil. biri ile evlenmesi lazım. türkiye’ye dönmez artık, bunu çok iyi biliyorum. tl ile kazanmak istemez çünkü istediği yerlere gidebilmesi, uzun seyahatlere çıkabilmesi için hep yüksek kazanmak zorunda.

hayatında özel biri var mı gerçekten anlayamadım. biri var gibi ama çocuk arkadaşı sanki daha çok. o da birleşik arap emirlikleri’nde yaşıyor zaten. çocukla ilgili çok az şey var internette ama tek bildiğim yetmiyor üzümlü kek’e. stresini, üzüntüsünü üzerinden almıyor, sakinleştirmiyor. görür görmez, bundan olmaz, dedim. benim onun için favorim başkasıydı zaten ama bununla da arkadaş olduklarını biliyorum. üzümlü kek’in tüm hikayelerinde sevgilisi olduğunu düşündüğüm çocuktan daha çok fotoğrafı var. tüm seyahatlerinde onunla, birlikte girip çıkmadıkları bir yer kalmamış gibi dünyada. bu çocuk olsa keşke.

bir şekilde huzura ve mutluluğa ersin istiyorum üzümlü kek. yoksa bırak gerçek hayatı, rüyalarım bile mahvolacak benim. tüm dediklerini yapsam bile en başta yazdığım gibi isteklerinin sonu yok. huzur bulursa son bulacak sadece sanki.

en kötüsü de zaten bitmiş durumdayız, bu rüyalar daha da kötü ediyor.

neyse, burada düşünecek çok zamanım olacak. gerçek hayatımda zaman yolculuğu yapmam gerekiyor. beyin olarak, üzümlü kek ile mart- nisan ayına geri dönmeliyim ve bu yazı komple silmeliyim. onun da suçu yok olanlarda, benim de yok. kaderin eline düşmüş gibiydik. başımıza gelenlere gerçekten inanamıyorum.

bu arada evrendeki en acayip insanım. benim koku alma duyum yine komple gitti dün. bu gece rüyamda çok hastalandığımı da gördüm. eşim yine taşıyarak hastaneye götürüyordu. yüksek ateşim vardı. kendimde değilken kanım alındı. hastalığımın geri döndüğü düşünülüyordu. aslında bu da imkansız, artık antikorum var.

sanırım yorgunluktan biraz bilinçaltımı çok fazla kattım bu gece.

eşimin beni taşıyacağı kesin ama. az önce baktım da gideceğimiz yerlere. şu an bu güce sahip değilim. allahtan alıştı indirip kaldırmaya. bunu ilk yeşilköy’deki evimizde yapmıştı. ben evdeki koltukta uyuyakalıyordum bazı zamanlar ama uykum çok ağır olduğundan, biri dürtse bile kalkamıyordum. o da rahatsız etmiyordu. bir gece uyandığımda, birden, birbirinin boğazını kesip, kanlar fışkırtan zombiler gördüm. eşim tüm odayı karartmış, televizyonda çok sevdiği outlast oyununu oynuyordu ama ben ne olduğunu anlayamadığım için korkumdan kilitlenip kaldım, panikledim hatta çıldırdım. uykumdan uyandığımda ilk gördüğüm şey olduğu için sanırım, dilim bile tutuldu birkaç saniye.

o da oyunu çok seviyor. erkekler seviyor böyle oyunlar oynamayı. sonra beni ne zaman koltukta uyurken görse, alıp taşıyıp yatağıma götürmeye başladı. sonra ikimizin de hoşuna gitti bu durum. ritüelimiz oldu. ne zaman uyurken görse uyandırmaz, alır yatağıma götürür.

bugün de taşır umarım.

çocuk kalpli

2 Comments Kendi yorumunu ekle

  1. gökyüce dedi ki:

    Kader diye bir şey var güzelim kimse kimseyi kaderinden kurtaramaz!!! hem saçmalama Be ne evlenmesi ciddi kanıt isterler 10 yıldır konuşmuyorsunuz senide atarlar ülkeden:)))

    Liked by 1 kişi

    1. Çocuk Kalpli dedi ki:

      O kadar kötü haldeydim ki, patlamadan sonraki hafta gece gündüz ağladım, derdimi de kimseye anlatmadım, doğru dürüst de haber alamadım ondan, kafamdan böyle tonlarca çılgınca şey geçti . Bir kutuda 20 parça evine dönmesi mi, yoksa sahip olduğum hayatım mı noktasına geldim bir an. Bu noktaya nasıl geldim kendim de bilmiyorum. Benim için çok ağır bir şey oldu. Çok ciddi bir travma yaşadım. Hala da ağlıyorum. Resmen en korktuğum şey başıma geldi.

      Beğen

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.