“door is closed means door is closed.”

uyumadan önce ve uyandığınızda ağlamanızın en kötü yanı, gözyaşlarınızın kulaklarınızın içine dolması sanırım. aslında yattığınız pozisyonda kalkmanız iyi bir uyku aldığınızın göstergesi ama şu ara istediğim kadar çok uyuyamıyorum zaman dilimi değişikliği sonrası. akşam 7.30’da yatınca gece 3’te kalkıyorum. istediğim kadar uyuyamamam da kötü hissetmeme neden oluyor. düşünecek, üzülecek çok şeyim var. bunlardan kaçamıyorum.

eşimin dikkatinden kaçmıyor bu hallerim. iyi hissetmiyor herhalde diye kentucky’de ikimize ayrı çift kişilik yataklar almış.

onunla uyumaya çok ihtiyacım vardı halbuki. gerçi biraz da benim hatam. türkiye’ye gitmeden önce her gece beni uyurken kafamdan öper misin demiştim. şimdi kapımı kapatıyorum akşamları yatağa girerken. evliliğimizin ilk kuralıdır bu:

“door is closed means door is closed.”

cesareti kırıldı tabi. o da benim gibi biri. çekinmiştir. belki ben söylerim, şu an biri ile uyumaya çok ihtiyacım var beraber uyuyabilir miyiz diye. onu da kötü buldum. çok kilo vermiş. sen hastanedeyken hiçbir şey yiyemedim, sonra yemek yemeyi unuttum, diyor. ben de 10 kilo aldım. gerçekten tartıda 74 kiloyu gördüğüme inanamıyorum. yarmagül gibi oldum. kardeşim yarısını çıkar oradan diyor. covid hastalarının hepsi hastanedeki yüklemeden sonra alıyormuş o kiloyu. sonra kısa süre içerisinde gidiyormuş. öyle olur umarım. gerçi becca da hiç dert etme kilolarını diyor, canını çıkarıcam senin. dün bir ara soluk soluğa yürürken, acaba becca’yı hayatımdan çıkarsam mı diye düşündüm. normalde hakettiğim cezayı çekerken isyan etmemeye çalışırım ama şu an hali hazırda mental ve fiziksel olarak, o kadar kötü durumdayım ki, acaba bir süre görüşmesek mi diye gerizekalıca bir şey geçirdim aklımdan.

kentucky’e gideceğimi duyunca, döndüğünde kaldığımız yerden devam edeceğiz, hiç kurtuldum sanma, ayrıca çocuklara ayı kostümü giyerek çikolata getireceğine söz vermiştin bu cadılar bayramında, ne oldu yattı mı o iş diye sordu.

yasım var becca, bir dahaki yıl söz, dedim içimden ama ona pandemiden dolayı her kapıya gidemeyeceğim için gelecek yıl daha kapsamlı bir cadılar bayramı için kostüm alacağımı söyledim. çocuklar kapıya gelmeyecek sonuç olarak. ben de gidemem. benden korkuyor insanlar, igg olayından haberleri yok, benim hala virüs taşıyabileceğimi düşünüyorlar.

eski bir arkadaşımla konuştum yakın zamanda. üzümlü kek ile tanıştığımız siteden tanışmıştık onunla. kız 120 kiloydu. şu an 70 kiloya düşmüş. mide ameliyatı olmuş ama şimdi korumak için evde spor yapıyormuş her gün. beni de heyecanlandırdı, her gün evde çalış videolarını bana at, benim de gönderdiğim bir arkadaşım var böyle, birbirimizi motive ediyoruz, dedi. yani aslında tüm hayatım sporla geçti benim ama mental durumum yüzünden artık bir türlü istemiyor canım. en çok sevdiğim yürüme işini de kış gelince yapamıyorum. git büyük marketlerde yürü diyorlar ama ben çok hızlı yürümeyi seviyorum, dikkat çekiyorum orada, bir şey çalıp kaçıyormuşum gibi bir görüntü veriyorum. bu arkadaşımın dediği şeyi deneyeceğim sanırım.

11’de doktorumla, daha doğrusu hemşiresi ile görüntülü görüşmem var. talep ondan geldi, sesli mesaj bırakılmış telefonuma. lunesta yazmayacak sanırım, ambien’de bırakacak beni. bir şey diyemem çünkü hem sonbahar, hem hali hazırda üzüldüğüm şeyler var, hem epilepsi nöbeti tehlikem var. ne olursa olsun şu lanet şeyi bir kere daha geçirmek istemiyorum. annem çok üzülüyor. bir annenin en acı dolu anı diye tarif etti sonuncuyu. kısa zaman içerisinde dişlerimle ilgili bir operasyon geçirecektim ama kesinlikle genel anestezi almayacağımı söyledim eşimin ailesine. lokal anestezi ve gülme gazı ile dayanmaya çalışacağım. bir kere daha yaşamak istemiyorum o geri çekilmeyi.

dişlerimi de o kadar seviyorum ki hastanede moral bozukluğuna iyi gelsin diye bir ton kola içtim gizli gizli yine. kardeşimin eşine getirttim. bro ya. çok seviyorum. inşallah terketmez kardeşimi. bu arada bro da doktor. yani öyle bir şey ki, terzi kendi söküğünü dikemez dedikleri. üzümlü kekin patlamasından sonra ağlıyorum sürekli ama hem kardeşime hem ona diyorum ki, ağlaya ağlaya koku alma duyumu kaybettim galiba. onlar da sinüslerin dolmuştur, bir şey olmaz, dediler. ikisi de doktor. zaten öğrenme anımız öyle komikti ki. gidip testleri olduk. bro ile oturuyoruz bir şeyler atıştırıyoruz evde. sonuçlara internetten baktık. ilk kendininkine baktı, hah yok ben de bir şey, dedi. çok korkuyor o da. tansiyon hastası. kilo problemi var. bir de çok sigara içiyor. sonra benimkini açtık. öyle komik bir “allah belanı versin bro” diyişi var ki. çık hemen evden, evin önünde beni bekle, ben bir evi temizleyeyim sonra bir çaresine bakarız diyor titreyerek. gerçekten indim aşağı, havuzun yanına oturup bir çare bulmalarını bekledim. çare de beni hastaneye yatırmak oldu. aynı anda yazlıkta da bir telaş vardı, çünkü ben yazlığa da yerleşmiştim. annem, babam çıldırıyor, bir yandan temizlik yapıp bir yandan telefonlara cevap veriyorlar. histerik bir şekilde durumumu sosyal medya hesaplarımdan paylamıştım. babam bayılmış bir ara panik ataktan. psikolojik olarak hasta hissetmiş kendini, kesin ben de var virüs demiş.

virüs hakkında şunu söyleyebilirim. herkese bulaşmıyor. ilginç bir şekilde ailemizden kimseye bulaşmadı ve bizim ilişkilerimiz vıcık vıcıktır. samimidir. yan yanadır. çok şükür hiçbiri almadı virüsü. bir de genizdeyken yakalamanız çok önemli. orada yakalarsanız 5 günlük bir ilaç tedavisi sonucu hemen toparlıyorsunuz. aslında sürüntü testinizin de negatif çıkmasının hiçbir anlamı yok. ciğerlere indiyse de test negatif çıkıyor. bana aynı gün içerisinde 2 kere pcr yapıldı. ikisi de negatif çıktı ama antikor ve bt’de baktıklarında ciğerlere inmiş olduğunu gördüler.

hayatımın en kötü günüydü. sonrasında da kardeşimin kafasını kanattım serum direği ile. düşününce üzülüyorum. daha önce hiç vurmamıştım ona.

neyse, kalan 3.05 mesajlarını yerine geri koyayım. dün mart ayının sonuna geldiğimde ağlamaktan boğulacaktım. bu dünya yıkılmayacak ama gerçekten zamana ihtiyacım var üzümlü kek ile ilgili. kendimi toparlamaya ihtiyacım var. gözyaşlarım durmalı en azından.

çocuk kalpli

4 Comments Kendi yorumunu ekle

  1. mesrapa dedi ki:

    Kim olsa ağlar çocuk kalpli…. Yaşadıklarını ben yaşasam bende kendimi katletmeyi denerdim beccaya bunu izaat et. Ben asardım direk hastane duvarına kendimi iyi götürüyon iyi gidiyon, düzelecek herşey inşallah, iyi düşün.

    Liked by 1 kişi

    1. Çocuk Kalpli dedi ki:

      Çok sağol, sadece her şey çok yeni sanırım. Biraz da o var. Becca da haklı, çok emeği var. Ben hastanedeyken ağlıyordu, benim virüs almaya çalıştığımı duyunca beyninden vurulmuş gibi oldu. Ne dese yapmak zorundayım, sesimi bile çıkaramam.

      Beğen

  2. Eski Yeni... dedi ki:

    Ağlama artık…
    Bloglarında bahsettiğin bir doğum hikayen vardır, öldü denirken dönen, gücünü buradan alan bir insanım dersin…
    Yendin bak o hastalığı
    Ben çıkamaz bu artık o hastaneden demiştim…
    Döndün.

    Liked by 1 kişi

    1. Çocuk Kalpli dedi ki:

      Bilmiyorum tam olarak ne oldu ama ben artık o haberlerde gördüğünüz gibi kaçma planları yapıyordum. Birden çıktı IGG. O gün bir de bakanlıktan 10 günden fazla karantina olmayacak yazısı geldi. Özel hastaneydi, kalmaya zorlayamadılar. Sonuçta her yattığım gün paraydı. Şimdi ABD’deki sigortam karşılayacak ama ufak da olsa bir kısmı çıkacak yine benden. (Ufak dediğim de en az 5000 dolar) Şey gibiydi, hani çiftler bebek bekler, ultrasonda çıkar çok sevinirler ya, hemşire elinde sonuçla gelip, IGG’n çıktı, dedi. Sevinçten deliye döndüm bir anda. Güzel bir andı.

      Hayat devam ediyor. Daha önce hiç bu kadar uzun süre ağlamamıştım. Bir şekilde durması gerekiyor. Nasıl yapacağımı bulamadım bir türlü.

      Çok teşekkür ederim.

      Liked by 1 kişi

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.