tk5.

uyumayacağım dedim ama yolculuğumun ilk 4 saati ruhumu teslim etmişim yorgun olunca. yerim de rahattı, uzandım yattım. sağlık durumum iyi olmadığı için kendime konfor alanları yaratıyorum artık yolculuklarda, bu seferki uçuşumda, insanlar tarafından çok tercih edilmeyen en arkadaki koltuğu satın aldım bu yüzden. (tuvaletin hemen yanında olan) kuyruk kısımdır, çok sallanır, bir de habire insan gelir geçer ama 3 koltuk da benim. krallığımı kurdum burada. ev koltuğu yaptım burayı.

kutusu güzel olmasına rağmen, yiyecek olarak eski türk hava yolları kalitesinden eser yok bu arada ama porsiyonlar doyurucuydu doğrusu. (bunu hep yazmak istemişimdir haha)

çok gitmek istemiyorum aslında. dün içim içimi kemiriyordu becca’nın bana neden soğuk davrandığı konusunda. ifadelerinde öyle sözler vardı ki, gel burada konuşuruz bunları, şimdi oradan olmuyordu genelde. neden olmuyor ulan neden olmuyor, yaz işte modundayım ben de.

yazın virüsü alabilmek için, bir çocukla yakın temasım olmuştu (sadece öpücük) yani bundan korkuyordum. intihar etmem mi daha kötü yoksa eşimi aldatmam mı, becca olsanız hangisi için sizi döversiniz? cevabını yarın öğreneceğiz.

çocuğa mesaj attım. birine bir şey söylemedin değil mi diye? en son beni bir daha arama lütfen yazmıştım. çocuk salça olmuştu bana. benim allah belamı verdi tabi bu olaydan sonra, gerçekten virüs kaptım ben ama bu çocuk yüzünden değildi, bu çocuk bana yalan söylediğini itiraf etmişti. yardım toplama amaçlı yalan söylüyormuş. çocuk benim gerçekten hasta olduğumu görüyor. instagram’ımdan sürekli yazıyordum durumumu, bunları stalklıyor ve gidip kiliseme becca’yı buluyor. becca’ya itiraf edip, virüsü ben bulaştırmadım, beni suçlamayın lütfen diyor. becca böyle öğreniyor işte.

bence tokat atacak. hakettim ama ben de. gene de bir şey konuşacak durumda değilim. bitmiş bir halde dönüyorum. o olayın üzerinden o kadar olay geçti ve yaralandım ki, oraları atlayalı çok oldu ve şu an kalıcı bir mutsuzluğun içerisindeyim. üzümlü kekim iyi değil, mutsuz, 50 dikiş atılmış yüz fotoğrafını gördüğümden beri yaşadığım her ana kahrediyorum. mutlaka iyileştireceklerdir. ben kanada’da bir bebek huskey ile oynuyordum. hayvan pençesi ile yanlışlıkla yüzümü yırttı. tam da en ince yerinden hem de. o yara iyileşti ve kapandı tamamen. dikiş bile atılmadı. o plastik cerrahi ile çalışıyor. eminim harika iş çıkaracaklardır, tamamen sileceklerdir zamanla ama hemen olmayacaktır. o tür ameliyatlardan sonra yüzün geç iyileştiğini ama iyileştiğini biliyorum. bir süre üzümlü kekim fotoğraflardaki gibi acı çekip, nefret edermişçesine bakacak hayata. o öyle baktıkça, ben de öyle bakacağım hayatıma…

bugün günlerden perşembe ve ben seni çok seviyorum üzümlü kekim. biliyorum iyi hissetmiyordun, ondan oldu tüm bunlar. senin de dediğin gibi: bize hiçbir şey olmayacak.

tüm bu hayal kırıklıklarına rağmen, kalbine inanmaktan asla vazgeçmeyeceğim.

çocuk kalpli

bu yaz defalarca kez kalbim kırıldı ama psikolojik problemleri olan biri olarak ilk yapmam gereken empati, bu olayda ve öncesinde onun neler hissettiğiydi. becca bir keresinde bana onun gerçeklerinin değiştiğinden bahsetmişti. eğer bombaların yağdığı libya’da 2 yıl kalmışsanız, sonra etiyopya’ya gidip aradığınızı bulamamışsanız, sonra da lübnan’da patlamaya yakalanmışsanız, canınız bir oyuncakla oynamak istemiyor sanırım. hastanede odasında bloke etmesi normal şartlarda affedilir bir şey değil ama normal değil, normal hissedemezki şu an, daha bu olay öncesinde bile olumsuz şeyler yaşıyormuş. yani anladığım kadarıyla mutsuzmuş üzümlü kekim. benim de rezalet halde olduğumu biliyordu becca’nın gönderdiği mektup sayesinde. bir de virüs gibi bir tehdit altındaydı dünya. sevdiği uzun yolculuklara da atamadı kendini.

sorun değil. yüzü gülsün. yazın tek bir günü bile sorun değil. oyuncağıyım ben onun, ne zaman isterse gelir alır oynar.

becca rüyam doğru çıktı. üzümlü kek harici her rüyam nerdeyse doğru çıkıyor. ben inanmıyorum beni sevmediğine. sanki bir şey bekliyor benden ve ben onu bir türlü yapamıyorum gibi. rüyamda annesini gördüğümde üzerine git demişti. işte o olay da kısıtlı bende. baskı yapamam, baskılayamam, canından bezdirmem. ayrıca daha nasıl üzerine gideyim, son 1 yılımı gece gündüz o olarak yaşadım ben. ona da hissettirdim öyle yaşadığımı.

neyse, dayak yemiş gibi dönüyorum ABD’ye ama asıl dayak ABD’de. aynı rüyamdaki gibi çok kötü tartışabiliriz becca ile. ben hastanedeyken görüntülü konuşma sırasında ağlamıştı. bir sürü insana dua ettirmiş, onları da bana yollamıştı. benim virüsü almaya çalıştığımı duyunca beyninden vurulmuştur. kafasında ceza şekillendirmiş sanırım aslında, direk o bölüme geçersek rahatlarım diyeceğim ama en son böyle düşündüğümde üzümlü keke mektup yazdırmıştı.

şu an tartışmanın o kısmını direk kapatacağım ama. çünkü gerçekten acım çok büyük ve biriyle onun hakkında konuşmak istemiyorum, kimsenin onun hakkında kötü bir şey söylemesini de istemiyorum. hastanede bloke ettiğini duysa, kim bilir neler duyarım ve bunu gerçekten kaldıramam şu an, kalbini kırarım.

onu da seviyorum ama üzümlü kekimi daha çok.

çocuk kalpli

2 Comments Kendi yorumunu ekle

  1. sirinmirinörümcek dedi ki:

    Güzelim biz erkekler her yerimizi kesiyoruz traş olurken, 1 yılda bilemediğin 2 yılda kapanıyor en derin kesik bile, Siz hanımlar çok narinsiniz, İkiniz de iyi olacaksınız, Olumsuz yorumlara takılmayın, Çevrenizde veya Sanal takiplerinizde böyle insanlar bulundurmayın.

    Liked by 1 kişi

    1. Çocuk Kalpli dedi ki:

      Çok teşekkür ederim. Her gün bakıyorum yaralarına. Gittikçe normalleşiyor gözümde. Çok sevdiğim için bir de ruh halim çok iyi olmadığı için dramatize ettim sanırım. Hiç öyle kötü bir yarası yok. Beni üzen ve yaralayan şey biraz bakışları sanırım. Bu sabah uyandığımda hikayesinde “Hayat devam ediyor” yazısı gördüm. Biraz daha rahatlama geldi.

      Yukarıda yazdığım gibi ben de Kanada’da yaralandım. Bebek Huskey ile güreşiyordum, hayvan çok oyuncuydu ama bebek de olsa kocaman hayvan, patileri de keskin ve sert. Oynarken yanlışlıkla yüzüme vurdu. Hem canım yandı hem kanlar içinde kaldım. Temizledik bir baktık, gözümün altındaki ince deriden, burnumun altına kadar kesilmiş. Dikiş atılır mı atılmaz mı bilmiyoruz. Gittik Kanada’da acile. Bunun için mi geldiniz, eczaneden steril bez alın, sonra da antibiyotikli krem sürün, şimdi de buradan s. gidin gerizekalı Amerikalılar gibi bir tepki ile karşılaştık. 1-2 ayda tamamen gitti. Şu an bakıyorum, iyice gerdirip bakıyorum, yok.

      Ona diyebilmeyi çok isterdim bunu ama biliyorsun sonra olanları.

      Üzülüyorum ama iyi olmayı istiyorum. Biraz zamana ihtiyacım var sadece, yoksa biliyorum unutacağımı ve bu yazın tüm acılarını geride bırakacağımı.

      Tekrar teşekkür ederim…

      Liked by 1 kişi

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.