1922.

foça’daki favori mekanıma oturdum ağlıyorum.

aylarca sürer bu ağlamam muhtemelen ama öteki türlü de ağlıyordum, umudum oldukça kırılıyor, parçalanıyordum, diğer türlü de ölene kadar ağlayacaktım.

gerçek hayatta sevgiyi tanımayan hırçın bir çocuğa bir şeyleri anlatmaktan çok yoruldum.

bir de o çocuğun kalbine, rüyamda inanıp, gerçek hayatta peşinde koşmaktan…

4 yıl önce, evlendikten kısa süre sonra başlamıştı içimdeki üzümlü kek özlemi. eşim en başından beri uyarmıştı beni. sana göre değil o insanlar, mahvolursun, sadece üzülürsün, dışarıda bizim için hiçbir şey yok, insanlar bizi istemez, demişti. ona anlatmak istemiştim üzümlü keki, ilgilenmiyorum, bilmek bile istemiyorum, ciddiye almıyorum, demişti.

haklıydı. 1 günde abd’deki tüm hayatını bırakmış, her şeyini satmış, işinden ayrılmış, benimle evlenmeye gelmişti. zonguldak gibi küçük bir yerde imam nikahımız bile kıyılmıştı. annemin tüm hayallerini gerçekleştirmiştik beraber. çok utanıyorum yazmaktan ama kınam bile oldu benim. beni ilaçladığında çok kırılmıştım ama onda bile haklı çıkmıştı. bağışıklık sistemin çok zayıf, aptalın da tekisin, kesin dikkat edemeyip bir yere dokunursun, sen o virüsü kaldıramazsın, ölür gidersin, demişti. dediği gibi oldu, herkes evinde geçirirken, ben hastanede entübe olmuştum. hastaneden çıkalı nerdeyse 2 hafta oldu, ben hala puding ile besleniyorum çünkü entübe borusunun girdiği yer hala acıyor. sert şeyler yiyemiyorum.

emanuel herkes haçını bir şekilde acı çekerek taşıyor. senin haçın da bu diyor. böyle olman. farketmeyen bir sınav bu, bir yerlerde açlıktan da ölebilirdim, haksızlığa da uğrayabilirdim.

ben de böyle doğmuştum işte. biz katolikler çok basit açıklarız bizi üzen şeyleri. ölsek bile, zaten bunun için doğmadık mı deriz.

bana da öyle gelmişti hastane odasında. o an veya 20 yıl sonrası ne fark edecekti? son bu değil miydi? eninde sonunda bu olmayacak mıydı? ve ben herkesten iyi biliyordum bu hayattaki zamanın kısalığını. burada geçirdiğimiz zaman hiçbir bir şeydi. zaman sadece ileri akan bir kavram değildi. kıyamet bile çoktan kopmuştu. zaman, düşündüğümüz gibi yavaş ilerleyip, tek tarafa ilerleyen bir şey değildi.

rüya bloğumda 2014 yılında bir rüyayı 3 kere görmüşüm. üzümlü kekin olduğu şehre bomba düşmüş. hatta bu rüyalardan birini onun yanında uyurken görmüşüm.

lübnan’a gittiğini gördüğüm gün, bir şey olacağını bu yüzden biliyordum. yaklaşık 6 yıl önce görmüştüm o anı. şimdi de geçmişe gidip o anı yaşıyorum.

ruhum mahvoldu benim…

ve gerizekalılığıma bak. bunu annesi iyileştirir sandım. kadın o kadar güzel şeyler yazmıştı ki instagram hesabına. beni kurtarır sandım. kızının bunu bile bloke edeceğinden haberim yok tabi. annem yaşındaki kadın, beni niye adam yerine koyup bloke etsin. bunu da üzümlü kek yapmıştı. yetmemişti hastane odasında vurmak. bir daha vurmalıydı.

izin versem bir daha vuracaktı, sonra bir daha…

benim gücüm, bunu kaldırmaya artık yetmiyor.

çocuk kalpli

5 Comments Kendi yorumunu ekle

  1. “Merhaba, sizi The Liebster ödülüne aday gösterdim.”

    Liked by 1 kişi

    1. Çocuk Kalpli dedi ki:

      Çok teşekkür ederim ama kapının önünde olsa çıkıp alamayacak durumdayım, inanın ne olduğunu bile bilmiyorum. 😔

      Beğen

  2. millionquestions dedi ki:

    sevgiden kaçılır mı hiç, hiç anlamıyorum..

    Liked by 2 people

  3. fundanur dedi ki:

    Siz kendinizi üzmeyin başkalarının sizi üzmesine de izin vermeyin pozitif düşünün en kısa zamanda kendinizi toparlamanız Saglığınıza kavuşmanız dileği ile iyi günler 🤗🌺🌼🦋

    Liked by 1 kişi

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.