“tamam, hastalıkta sağlıkta dedik ama bu kadarı biraz fazla olmadı mı?”

toparlanmak öyle kolay değil. bünyem de tamamen yerle bir olmadan yukarı çıkmaya pek alışık değil. 2 günlük bir hastane macerasının ardından şu an yatağımın tadını çıkarıyorum, çünkü hastanede soğuk klimalı oda altında uyuyabilmek için sıcak battaniye yalvarmaktan yorulmuştum.

dün sabah uyanamadım. alarmım çaldığı halde uyanmak mümkün olmadı. eşim odama koşup, uyandırmayı deneyip, başaramayınca beni kaptığı gibi hastaneye getirdi. eğer epilepsi nöbetlerinde bilinç kaybından sonra kendiniz uyanmazsanız, hafıza kaybı da oluyor. yani benim tecrübelerime göre bu böyle oldu. 1-2 saatlik ben kimim, adım ne, sen kimsin olayı yaşadık hastanede yine. öyle olunca eve dönmeme izin verilmedi. eeg’m çekildi ve incelendi. görülen o ki, işe gitmek için ek sakinleştiricileri azaltınca tüm şiddeti ile vurdu nöbet yine. hastanede tekrar lamictal’e başlandı. tabi ek sakinleştici de verildi. şu an tek amaç hayatta kalmak ve bir süre nöbet geçirmemek…

eşim yine büyük bir korku yaşadı. “tamam, hastalıkta sağlıkta dedik ama bu kadarı biraz fazla olmadı mı?” diyor mudur içinden acaba. bence kesin diyordur.

becca da çok korktu. zaten bekliyordu bir şey, şaşırmadı hiç. hastaneye geldiğinde yalnız kaldık bir süre ve o arada “bu halin çok tanıdık, kılıçlar çekildi yeniden değil mi” diye sordu. yalan söyleyecektim, anlatmayacaktım ama boğazıma bir şeyler doldu sanki o an. ağlamaktan nefes alamayacak hale geldim bir anda. daha önce hiç sarılmadığı kadar güçlü sarıldı. tamam geçti, geride kaldı, yok artık, sanırım bize istemediğini söyledi, dedi. ses tonunda kızgınlıktan çok hayal kırıklığı vardı. üzümlü kekime çok inanmıştı, onu benim kurtarıcım olarak görüyordu. yalan söyleyemem ben de onu kurtarıcım olarak görüyordum. tek çıkarım buydu bu ilişkiden. hayatta kalmamı sağlayacaktı.

tahminen onun hakkındaki ilk düşüncelerine geri döndü içerisinde. yerleştiği coğrafyadaki tüm olumsuz duyguların kalbini değiştirdiğini düşünüyordu. gerçekleri değişmişti. sevginin yerini nefret almıştı. barışın ise savaş.

bu kalp kırıklığı ile çok yaşayabileceğimi düşünmüyorum. keşke hafızamın bir kısmını kaybetseydim dün. o günü nasıl unutacağım bilmiyorum. bir yatağın üzerinde, elimde telefon, tüm gün, onun mesajını beklemiştim. ne olur beni incitme diye yalvarırken, beni incitmişti. ölebilirim bile demiştim. aldırmamıştı.

gerçekten de ölürüm. şu an bu kadar sakinleştirici altında bile bu kadar acıtıyorsa beni, ayık halimde yaşatmaz. bir sabah nöbetimden uyanamam muhtemelen. çok derin uyuyorum, rüya da görmüyorum, kalbi de çok yardımcı olamıyor.

başka dünyaya gitmek ile kalmak ararsında kararsızım. ölmekten korkuyorum ama bu dünyada kalmak da beni korkutuyor. bu sefer denedim de zaten. hep intihar edeceğim derdim ama hiç uygulamazdım. hiç düşünmedim bile bloke edilince. virüslü birine gidip şansımı denedim.

virüs yüzünden halsiz değildim bu arada. bunu biliyorum çünkü virüs aldığımı düşündüğüm çocuk, meğer, bende virüs var, çalışamıyorum ayağına maddi yardım alıyormuş. biraz yakınlaşınca, bende virüs yok, üzülme, sen iyi birisin, senden aldığım parayı geri vermek istiyorum diye yavşadı. şu kadar olayın içerisinde bir de bununla uğraştım. ayrıca test yapıldı yine dün. bir şey yok.

yalnız dünyaya bakar mısınız? intihar etmek için virüs almaya çalışıyorsunuz ama alacağınız kişi aslında bir sahtekar. öyle çok büyük bir para çıkmadı cebimden, o gün yanımda olduğu kadar yardımcı olabildim ama ne olursa olsun çok kötü bir duygu, birine yardım ederken kandırılmak.

hedef nöbet geçirmeden türkiye’ye uçabilmek. annemler de becca gibi tamam geçti, geride kaldı, foça’ya gel, bu yazlığı senin için almıştık, böyle konuşmuştuk, kötü olursan gelip bir süre bizimle kalacaktın, korkma, gel iyi olunca geri göndereceğiz söz, diyorlar.

bilmiyorum olabilir aslında, hem battal bey de var. şirin bir yere de benziyor. gidersem fotoğraflarım.

çocuk kalpli

5 Comments Kendi yorumunu ekle

  1. albaraz dedi ki:

    Yaşadıkların seni çok güçlendirecek. Tahminimce “ben güçlenmek istemiyorum, üzümlü kekimi istiyorum” diyeceksin. 🙂 5 sene sonra, yok hayır 3 sene sonra bu yazdıklarını ve yorumları tebessümle okuyacaksın. Geçmiş olsun.

    Liked by 1 kişi

    1. Çocuk Kalpli dedi ki:

      Çok teşekkür ederim. Bilmiyorum, kendi içimde kavga ediyorum şu an. Bir yanım daha çok sevmek istiyor, diğer yanım ise sonsuza kadar veda etmek.

      Beğen

      1. Umursayanlar olduğunu unutmamalı 🙂
        İyi ol.. İzin istemeden sen bile dedim 🙂 Ayın kendisi sensin..

        Liked by 1 kişi

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.