artık böyle değil.

sana bir verdiğimde, geri iki dönüyor sanki. gerçek sihrin bu aslında değil mi? bence bizim sorunumuz da, benim bu biri, bir türlü sana getiremeyişimdi.

çocuk kalpli

her ne kadar gece üzümlü kekimden dayak yesem de, bu sabah sevgisini hissediyordum yine. noel’den beri böyle, bir verirken iki alıyormuş gibiyim. bu noel’de bir şey gerçekten değişmiş olabilir bizim adımıza. birini noel’de kırmak hiçbir şekilde ona ait bir davranış değil. bence, ne yapacağını bilemedi ve hakkımızda verebileceği en kötü kararı verdi o gün. sonradan da buna çok üzüldü. eğer yazdığım kartpostallar da eline geçtiyse, o da bugünlerde beni fazlasıyla düşünüyor olmalı. böyle hissediyorum. çünkü bana ulaşıyor sevgisi. bunu binlerce kilometre öteden bile hissedebiliyorum. normalde dayak yediğim, bana kabus olduğu için ondan nefret etmem gerekir. hayır, ben daha çok seviyorum. geçmişte böyle değildim.o zamanlar da seviyordum ama bu kadar önem vermiyordum bu sevgiye. zaman harcamıyordum. ona gidip bakıyordum, o aradığım yerde yoksa, hemen vazgeçiyordum. 

artık böyle değil…

ayrıca, rüyamda ondan yediğim dayaklardan sonra akıllandım ve bugün kendimi attım dışarı. koşma pistine yürüyerek gidip, orada bir tur koştum. yarın bisikletle gideceğim. kaslarımın daha iyi açacak bir şeye ihtiyacım var. hala sıkışmış haldeler. eve dönerken, nerdeyse yola oturup, eşimin beni arabayla almasını isteyecektim ama ne derler bilirsiniz, başlangıç yolun yarısıdır. 

IMG_7559

bir de erken saatte yapmalıyım sporumu. güneş çok eziyor. ne olduğunu bile anlayamadan yaz geldi. 30’ların üzerini görüyoruz şu an. gölün kıyısında dinlenirken, insanlar çıplak bir halde güneşleniyordu. 

IMG_7549

bunları yudumlarken de, josh ile mesajlaşıyordum. işsizlik maaşı almam yerine, babasının fabrikasında daha çok çalışıp, iyi bir ücret almak isteyip istemediğimi sordu. ben de eşimle konuşup ona döneceğimi söyledim. eşime, bir süre böyle insansız, makinalı, sayısal bir şeyler yapmak istediğimi yazdım. bazen yazmak, yüz yüze konuşmaktan daha iyi oluyor. bunu yapacağım fabrikanın josh’un babasına ait olduğunu da söyledim ama josh’u fabrikadan içeri bile sokmak istemediğinden bahsettim. öyle olunca bir şey demedi. 1 haziran’da başlıyorum. seyahat edebilir belgem de ulaşırsa, 1 ay çalıştıktan sonra temmuz’da da türkiye’deyim. temmuz-ağustos gibi düşünüyorum türkiye tatilini, çünkü fabrikanın en az yoğunluk yaşadığı aylar bunlar. kışın çok daha yoğun. yaz demişken, budgies, takvimimi kemirmiş. haziran’ı yemişler. bari girseydik de, öyle yeseydiniz. 

IMG_7556

1 haziran işbaşı. farklı bir yaz olsun, her gününe değsin istiyorum. özellikle bu virüs sürecinde yaşadığımız tüm üzüntülerin tamamen geride kalacağı bir yaz olsun. 

bu arada yazının fotoğrafı, yine ben. colchuck gölüne tırmandığımız bir günden. sporu seviyorum aslında gördüğünüz gibi. bu fotoğraf nerdeyse tam 2 yıl öncesine ait. sadece 1-2 yıldır iyi gitmedi bazı şeyler. yoksa çok seviyorum. oyunun da, sporun da her çeşidi güzel. 

çocuk kalpli

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.