cool.

çok seviyorum bizi. her kartpostalda daha da çok seviyorum.

çocuk kalpli

ankara’ya 2 kartpostal daha gitti böylelikle. bugün de bu kartları, hayatın, inandıkları üzerinden arkadaşıma dönmesi olarak tanımladım. yollara inandığı kadar kartpostallara da inanıyordu üzümlü kekim. başka şehirler, başka ülkelerle ilgili her şey onun hayatının anlamıydı. belki bu yüzden sever bu kartpostalları. posta ofisinde saatin 3.05 olmasını beklerken, oturup bunları düşündüm.

IMG_6525

bu fotoğraf da, o meşhur posta ofisi. tanıyorlar artık beni. 3.05’te posta gönderen manyak olarak biliyorlar. bir de, 1 tane mektup gitmiyor hiç. 2 tane veya 3 tane gidiyor. neden böyle gidiyor, çünkü pratik yapınca daha çok yazabiliyorsun. yarın 2 tane daha yazacağım. hatta bu yazıyı yazdıktan sonra çizgilerini çizmeye başlarım. elim hızlı şu an. çok nankör bir iş kaligrafi. bir kere öğreneyim, ömrüm boyunca rahat rahat kullanırım gibi bir şeyi yok.

elimde bulunan 2 fotoğrafı yazacağım. biri noel’deki fotoğrafımız diğeri üzümlü kekim’in son instagram fotoğrafı. noeldeki kavga gürültü içerisinde telefonuma kopyalama şansım olmuştu. şeye çok üzülüyorum. gizli hiç bir şey yapamıyorum. direk ortaya çıkıyor. anlayacak şimdi bu fotoğrafı çaldığımı da. başka fotoğraflar da var elimde ama hiçbir fotoğrafı o kadar net çıkmamış. resmen beni göndermek zorundasın, diyor.

sonunda dışarı çıktım. yürüyerek gittim posta ofisine. 1 haftadır karanlık odada yatıyordum. gözlerim kör oldu güneş ışığından. yere bakarak yürüdüm hep. bugün çok mutluyum, çok umutlu da uyandım ama whitmer’ın acil durum mesajı modumu biraz da olsa düşürdü. 1 mayıs’ta hepimiz işe geri döneceğiz diye umuyorduk. 15 mayıs’a kadar uzatıldı evde kalma emri.

IMG_6524

ben ne olursa olsun 4 mayıs’ta döneceğim. evden de olsa yürüteceğim bazı şeyleri. çünkü her dönmediğim gün işler birikiyor. sonra altından kalkamayacağım kadar çok olacaklar ve kendimi ruhen hırpalayacağım. eşime sen de işe git lütfen, biraz daha aynı çatı altında tartışmayalım, dedim. zor günler geçiriyoruz onla da, çok duygusal şu an. sürekli ağlıyor. dışarı çıkarsam virüs kapıp öleceğime dair komplo teorisi yüzünden aklını kaybedecek diye çok korkuyorum ama yine de bir kere daha içeceklerime bir şey karıştırdığını anlarsam, boşanmamızı bile beklemeden türkiye’ye uçarım, dedim ona. ölsem yapmam bir daha, nolur beni terketme diye ağladı.

yapmasın da zaten. kazayla öldürecekti beni az kalsın. elinde kalacaktım. üzümlü kekim’e kavuşamadan ayrılacaktım bu dünyadan.

mutlu geceler,

çocuk kalpli

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.