e ama?

ben günlerden en çok perşembe’yi severim. çünkü bir perşembe günü doğdum. sanki bu yüzden, hayatımın tüm perşembe günlerinde birbirinden güzel şeyler oldu. bugün baktım da, sen de perşembe günü doğmuşsun. bundan sonra her perşembe bizim bayramımız olsun. kimse bilmesin ama biz kutlayalım. yarın ilki olsun. 

çocuk kalpli

yetişkin bir çocuk kalpli’nin en belirgin özelliği, kadınlardan ve salı günlerinden çok çekmesidir bildiğiniz gibi. her salı günü, mutlaka bir kadın canını sıkar. bazen annesi, bazen kardeşi, hatta bazen hiç tanımadığı biri. lakin bir de sevdiği gün vardır çocuk kalpli’nin. perşembe günlerini çok sever çocuk kalpli. hayatındaki tüm güzel şeyler, ona perşembe günü ulaşmıştır. zaten kendi de perşembe günü doğmuştur. mutlaka üzüldüğü perşembeler de olmuştur ama diğer günlerde üzüldükleri kadar acıtmaz onu. perşembe iyi bir şeydir. çünkü çarşamba günü öldüğü söylenen bebek, perşembe dünyaya gelmiştir.

bugün bunları düşünüyordum yürüyüşe çıktığımda. sonra birden arkadaşımın hangi gün doğduğunu merak ettim. merak etmem bile saçmaydı. tabii ki perşembe günü doğmuştu! hayatındaki en güzel insan, tabii ki perşembe günü doğmuştu…

yarından itibaren her perşembe’nin başka bir anlamı var artık…

sonunda bugün attım kendimi dışarı. göle gidip yürümek istedim. lakin kapıdan dışarı çıktığımda, gördüğüm şey karşısında ağzımdan tek çıkan söz şu oldu:

“e ama?”

IMG_6111

eşimin babası ben uyurken, daha iyi gözüksün diye tavşanlarımı görünmeyen bantlarla yapıştırmaya karar vermiş. onlar da tavşanları tutmamış hali ile. tavşanları böyle yerle bir görünce, iyi başlamadım aslında güne.

ama yine de birkaç gündür yapmak istediğim bir şey vardı. yeniden koşmaya karar vermiştim. 2 yıldır sürekli iyi olacağım, hastalığım geçsin yeter ki, diye erteledim bazı şeyleri. hiç iyi olamadım. muhtemelen olamayacağım da. aslında çok kötü bir durumum yok, böyle yazınca hayatımda sayılı günler varmış gibi oluyor ama anlatmaya çalıştığım şey, epileptik nöbetlerin sosyal yaşamımı ve spor hayatımı olumsuz etkilemesi.

bugün koşmaya yeniden başladım…

IMG_6103

yaklaşık yarım kilometre koştum ama şunu söyleyeyim. koşuda mesafe değil, tempo (pace) önemlidir. pace 9’un üzerinde ise göstergeniz, siz aslında koşmuyor, hızlı yürüyorsunuzdur. adidas koşu grubundayken antremanları 6 pace ile yapardık. 7.11 kötü değil başlangıç için. yorulmadan bıraktım. moral oldu gerçekten.

IMG_6117

sonra eve gelince tavşanları yeniden yapıştırdım kapının camına. sanırım yarın birkaç tane daha alacağım. güzel duruyorlar ya, kapının karşısına oturup izleyesim geliyor.

IMG_6122

ama eşimin babasının, evin etrafında dolaşması hiç iyi değil. gelip bu cama dokunduysa, gidip her yere dokunuyordur. birkaç gündür kendi kendime, bu virüs nasıl bu kadar hızlı yayılıyor diye soruyordum. al sana cevap. eşimin ailesi hala bizimle yakın temas içinde. becca, artık seninle görüşemeyiz, ben sana hastalık getiririm, dedi. birkaç gün önce penisilinimi o yaptı hastaneye gitmeyeyim diye. kendini yeterince izole ettiğini düşünüyor. çok komik aslında, her sabah facebook’tan online ayin yapıyor, ölüleri iphone aracılığı ile defnediyor. iyi geldi ama ona bu izolasyon, yüzü gözü güzelleşti. son zamanlarda çok kötü görünüyordu. sürekli kilo veriyordu ve verdikçe yüzündeki kırışıklıklar derinleşiyordu. hayat ona yeterince adil mi davranmadı yoksa genetik olarak bu şekilde mi bilmiyorum ama yaşından büyük gösteriyordu ve ben buna üzülüyordum. annem becca’yı ilk gördüğünde “bu kadın” diye seslenmişti ona. anne ne kadını, biz yaşıtız onunla, arkadaşım o benim, alt tarafı 2 yaş büyük benden diye kızmıştım. senden en az 10 yaş büyük görünüyor demişti. bugünlerde kilo alıyor ve cildi sağlıklı görünmeye başladı. online defin işlemleri de sürece yardım ediyor olabilir. artık iyi uyuyor da olabilir. çok bilemiyorum ama gençleşiyor sanki. onun adına çok seviniyorum.

çevremdeki insanların yaşlanmalarını istemiyorum. çünkü ben sadece cilden yaşlanacağım ve onlarla aramdaki uçurum her geçen yıl derinleşecek. kardeşim, bozma moralini, sporcusun zaten, spor kıyafetler giymeye devam edersin, basket şortunu ve baskılı tişörtleri çıkarırsın sadece hayatından diye teselli ediyor.

ben ise bilmiyorum. baskılı tişörtlerin hayatımdaki yeri o kadar büyük ki…

mutlu geceler,

çocuk kalpli

 

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.