gone.

IMG_5036

çok şeyim yok aslında, masamda birkaç tane kartpostal ve bir de, iki adet üzümlü kekim var. zarfın içinde olanın yazısını noel’de yazmıştım. diğerlerine de az önce başladım. bir yandan üzümlü kekimi yiyor, diğer yandan hayaller kurmayı deniyorum. 3. kartpostalın sizinle sabah paylaştığımın dışında renkleri var:

sfBedroom2

neden böyle olduğuna gelince…

bu animeleri çizen kız gerçekten çok ilginç biri. ben hiç söylemeden benim odamın nerdeyse aynısını çizmiş. yatağım tam olarak duvara yakın ve pencerenin yanında. oyuncak sandığını da yatağımın yanına koymayı planlıyordum bir süredir. zaten hatırlarsanız yerdeki A 3,1 rakamlarını da bilmeden çizmişti. böyle olunca ben de iyice gerçeğe yakın olsun istedim ve mobilyaları beyaza boyattım. çünkü gerçek odamda beyaz mobilyalar.

vermek istediğim mesaj “michigan’a gel gezelim” ama onun göreceği mesaj: “şuna bak michigan’a gitmişim ve çocuk kalpli yine uyuyor” olabilir. yalan da değil, çocuk kalpli hala bir yerlerde uyuyor. özellikle hasta olunca, hepten bırakıyor kendini yatağın içine. “düştüysek kalkarız”dan daha çok “hazır düştük daha çok yatalım” diyen biri. zaten rüyamda da sürekli kızıyor uyumama arkadaşım. 2 gündür hastayım, sürekli uyuyorum, tabi o da rüyamda benimle yine. kalk hadi artık, kartpostalları yaz, diyor. ben de, ya sen de gel yanıma yat işte, ne güzel uyurduk eskiden ben çok severdim yanını, diyorum. o an çok komik bir diyalog geçiyor aramızda. bana rüyanda görürsün, diyor. ben de rüyadayız işte, gel buraya hadi uyuyalım, diyorum. sonra beraber uyuyoruz. hahaha. ikna ettim yani, orada kaçamadı benden.

o kadar astral seyahat yapıyorum bu işin ekmeğini yiyeyim ama değil mi? tüm rüyayı ben mi yönettim yoksa arkadaşımın kalbi yine bu rüyada mıydı çok bilmiyorum ama komikti. gerçekten komikti. (astral seyahatte asla emin olamazsınız gördüğünüz şeylere, bunlar hayal ettikleriniz de olabilir, sonuçta rüyanızı yönetiyorsunuz)

sen yanımda uyuyacaksın dediğinde sana hayır diyebilirdim. demedim çünkü sanırım ben de gizliden de olsa yanında ilk uyuyacağım insanın sen olmasını istedim. bir insanın hayatına verilmiş hediye gibisindir. o akşam, o şanslı kişi bendim. 

çocuk kalpli

uyanınca aklıma gelen 3.05 mesajı bu oldu dolayısıyla. çocuk kalpli’nin en büyük korkularından biriydi, biri ile beraber uyumak. daha insanlarla fiziksel temas kuramıyorken, beraber yanında uyuyacağımı düşünmek benim için çok fazlaydı. kadın veya erkek. hiç önemi yok. korkuyordum.

arkadaşımla tatile çıkmaya karar vermiştik. aslında uzak doğu’da bir ülkeye gideceğimiz kalmış aklımda. son anda plan değiştirip güney kıyılarına inmeye karar verdik sanırım. arabamla arkadaşımın ankara’daki evine geldim, ertesi gün oradan beraber yola çıkacaktık. o akşam, arkadaşımın, büyükbabası ya da büyükannesi de gelmişti bir sebepten ve misafir odası doluydu. böyle olunca evde ya arkadaşımın yatağında yatacaktım ya da üst katta bir yerde koltuğun üzerinde.

hayır diyemedim. başkası olsaydı kesin hayır derdim. hatta yerde yatmayı bile göze alırdım ama o davet edince, tüm endişelerime rağmen içim garip bir huzurla doldu. zaten o geceyi de, yanında bir kere bile gözümü açmadan huzur içinde uyuyarak geçirdim. tatilde de harika zaman geçirdik. sonra tatil bitti ve evlerimize döndük. kendi evime geldiğimde, aklımdan geçen ilk şey şu oldu:

“keşke hiç yapmasaydık bunu, ya alışırsam şimdi ona.”

tatilden bir süre sonra boğaziçi üniversitesi’nde master yapmaya başladım, hafta içi sürekli istanbul’da olduğum için bir haftasonu değişiklik yapıp ankara’ya gitmeye karar verdim. kendime bir şeyleri kanıtlamaya ihtiyacım vardı. ona alışmadığımı, her şeyin eskisi gibi olduğunu anlamalıydım. bir akşam arkadaşımla görüşüp, ertesi gün başka birinin evine gitmekti planım. hatta arkadaşımda kaldığım gün de sadece cuma.

gene arkadaşımın evinde kaldım ama onun yatağında mı uyudum yoksa başka bir yerde mi yattım çok emin değilim. muhtemelen yine uyku ilacımı fazla kaçırdım ama bu olaydan zararlı çıkanın yine ben olduğumu bilmenizi isterim. çünkü umulmadık bir şey oldu. arkadaşım bu ufak ziyaretime ve ona olan az ilgime çok kızdı. ben de ona olan sevgimi hatırladım ve her gün daha beter oldum sonrasında. 1 ay sonra bir baktım yalvarıyorum görüşelim mi diye.

2012 nisan ayında romanya’da bir proje yürütüyordum, oraya bir grup katılımcı götürecektim. arkadaşıma sen de benimle gelir misin, dedim. o da kabul etti. ne güzel kalktık gittik. tabi ben çok mutluyum onunla zaman geçireceğim için. normalde bu tür projelerde, ben, her zaman kendi başıma kalırım. odama insan almam. romanya’da bu projeyi benimle birlikte yürüten kişiler de beni çok iyi tanıyorlar. yılda 5-6 kere bir araya geliyoruz. onlara dedim, bu sefer ben özel bir arkadaşımla geliyorum, benim odayı 2 kişilik ayarlayın. arkadaşımın başkası ile konaklamasını istemiyorum zaten konaklayacağı diğer kişiler de kardeşimin aptal arkadaşları. romanyadakiler ben böyle özel diyince erkek sanmışlar arkadaşımı. çift kişilik yatak ayarlamışlar bize. 1 hafta beraber uyuduk böylelikle. hatta başka bir şehre gittiğimizde yine beraber uyuduk. çünkü ben alıştım ona artık. yanımda olması huzur veriyordu. onunla uyurken çok huzurlu hissediyordum. cennet gibiydi yanı.

hediye gibi biri o. inanın sizinle de uyusa öyle hissederdiniz. bunu çok samimi söylüyorum. boşuna kapılıp gitmedim peşinden. büyülü biri de zaten, büyüsünün altında yaşıyorum tüm hayatımı. her yere ulaşıyor, her yere benimle geliyor.

onu çok özlüyorum.

çocuk kalpli