seni 1-3 seviyorum üzümlü kekim. 

bu hayatta, her şeyi, hislerim üzerinden yaşıyorum. cuma günü kendi adıma çok zor bir karar almıştım. maçı izleyebilmek adına hasta olmaya karar vermiştim çünkü içimden bir ses, bugün bu olacakların hepsini söylüyordu. hatta maçtan önce donk’un maçın adamı olacağını söylemiştim.

bu nasıl oluyor?

çünkü ben bu maçı çoktan izlemiştim. muhtemelen rüyamda geleceğe astral seyahat yaptım ama uyandığımda not almadığım için bunları unuttum. sonra içimde bir his olarak kaldı. yoksa ne becca’yı ne de ailemi üzmeye göze alırdım. maçı yatağımda, uyumaya taklidi yaparak izledim. yatağın altında ufacık ekranla takip ettim. 1-0 oldu küfredemedim, 1-1 oldu sevinemedim. çünkü tek ses çıkarsam eşim uyumadığımı, maçı izlediğimi anlayacaktı ve odama gelip ek sakinleştirici vermeye kalkacaktı. çok büyük bir risk aldım. kötü bir şey de olabilirdi, sonu benim için daha kötü de bitebilirdi ama diyordum ya biliyordum, bugün bu sonucu alacağımızı biliyordum. bu yüzden hasta olmayı bile göze aldım. keşke arkadaşımla da paylaşabilseydim şu an ne kadar mutlu olduğumu.

20 yıl sonra fenerbahçe’yi 3-1 yendik. maç sonunda, bu sevinci paylaşmak istediğim tek kişi sendin. keşke hala hayatımda olsaydın. tek başına ne yapacağım böyle inan hiç bilmiyorum. mutlu bile olsam, bir yanım hep eksik.

çocuk kalpli

fenerbahçeli çocuk kalpli’nin arkadaşı ama çocuk kalpli sevinir diye mutlu olurdu eskiden. gerçi bugün, bu sağlık koşullarında, bu yaptıklarımı bilse, beni herkesten önce döverdi. becca yedi belki hasta olduğumu ama o yemezdi, hatta bana da yedirirdi. niye böyle diyorum, çünkü gece dün gece kabus oldu bana yine yüksek ateşin etkisiyle. herhalde suçluluk duygusu ile gördüm bu rüyayı. hayatımı tehlikeye attım. sadece soğuk algınlığı değildi tek sıkıntım, nöbet de mevzu olabilirdi. neyse ki olmadı ve maç arkadaşımın ve benim ortak rakamları ile bitti. (1-3)

biraz güç bulayım, urgent care’e gidip soğuk algınlığı ilaçları yazdıracağım. yarın mutlaka çalışmam gerek. belki salı gitmem ama yarın çok önemli birgün. bu hafta arkadaşıma göndereceğim ilk kartı da yazmam gerek. hatta ikinciye de başlamam gerek çünkü mart ayında onun için 31 gün uyumamaya söz verdim.

ben gerçekten çok seviyorum ya. öyle böyle değil. iyice aklımı yitirdim. artık ne yaptığımı ben de bilmiyorum. şuna bak. uyumayacağım. ben birisi için uyumayacağım. uyumayan kişi benim.

31 gün nasıl olacak peki? kalkış sabah 6.30, yatış akşam 6.30. yeni doktorum henüz eeg’mi yorumlamadı ama ilaçlarımda bir değişiklik yapmayacağını söyledi. ilaç değişimi için çok erken olduğunu düşünüyor, herhangi bir ilaç değişikliğinin beni yine nöbet durumuna sokabileceğini düşüyor. ben de böyle bir çözüm buldum kendime. tavuk gibi akşam erkenden yatacağım.

işte budur benim paskalya planım. bugün galatasaray’ın bu galibiyeti de moral oldu zaten. neler oluyor hayatta, neden olmasın?

mutlu geceler,

çocuk kalpli