find my friends.

çocuk kalpli gece servisi herkese iyi geceler diler!

bu sabah doktorumun çağrısı ile başladım güne. tabiki açmadım, cumartesi günkü eeg seansımı hatırlatmak için olduğunu düşündüm. bir de güne onun sesi ile de başlamak istemedim. (sabah sabah ne arıyorsun ya) böyle olunca eşimi aramış. çocuk kalpli cuma günleri ona verdiğim sakinleşticileri kullanıyor böyle olunca perşembe gecesine aldım onu, yarın gece gelsin demiş.

duyunca çıldırdım tabi. ben daha cumartesi günü için bile hazır değilim. yarın gece uyku vaktimde beni o soğuk makinanın içine alıp orada uyumamı isteyecek. eeg öncesi sakinleştirici almamanız gerekiyor, bu yüzden cumartesi olmadı. lakin ben bunu biliyordum, cuma günü bunu bahane ederek antipsikotikden kaçacaktım. planlarım yattı böylelikle. maalesef antipsikotik dolu içeceğimi lavaboya dökeceğim. biliyorum günah ama yapacak bir şeyim yok, 10 günün üzerine o içeceği içersem 2 gün kalkamam. 23 temmuz’a çok az zamanım kaldı, arkadaşıma yollayacağım kartı hala istediğim gibi yazamıyorum.

epilepsi zor bir hastalık. benim gibi özgürlüğüne çok düşkün olmayan biri için bile “find my friends” uygulaması gibi sıkıntı yaratan kısımları var. (apple cihazların birbirini takip etmesini sağlayan bir uygulama) bir çoğunuzun telefonda böyle bir uygulamanın olduğundan bile haberi yoktur muhtemelen. benim var. epilepsi hayatıma girdiğinden beri eşim, ailesi ve kendi ailem tarafından bu şekilde takip ediliyorum. hatta eşim ve ailemin yanı sıra becca’da çalışıp çalışmadığını merak ettiğini söyleyip kendini o listeye eklettirdi ve çıkmadı oradan. telefonumun gittiği her yeri görüyorlar böylelikle. hatta telefonum çantamdaysa o sırada tuvalete gitmişsem saatim aracılığıyla tuvaletten bile sinyal gönderiyorum. onu bile görebiliyorlar. tabi beni 7 24 izlemiyorlar, herkesin işi gücü var sonuçta ama eşimin babasının yok, tüm gün benim hareketlerimi takip ediyor fbi ajanı gibi. hoşuna gitti onun bu uygulama. eğlence oldu ona. birgün telefonumun şarjı bitti, o günde yeğenime oyuncak bakmam gerek, büyük bir oyuncak mağazasına gittim, telefonum kapalıydı ama 10 dakika durup çıkacaktım zaten. tabi girince içinde kayboldum, büyük bir mağaza, unuttum yeğenim için gittiğimi, bir oyuncağı elime alıp diğerini bırakırken 1-2 saat geçmiş. o sırada birden bir müşteri temsilcisi geldi. ön tarafa gelebilir misiniz, sizinle ilgili bir durum var dedi. dedim sıçtım, kesin dikkatsizlikle arabamı engelliler için ayrılan yere parkettim, tutuklanıp götürülücem. polisler bekliyor beni mağazanın girişinde. biraz yürüdükten sonra gerçekten de polisler gördüm, o an soğuk terler dökmeye başladım. sonra bir baktım eşimin babası! mağazayı birbirine katıyor, polisi onun için çağırmışlar. insanlara en son burada olduğumu, epilepsi hastası olduğumu anlatıyor bağıra çağıra. polislerde sakinleştirmeye çalışıyor mağazadaki diğer müşteriler korkmasın diye.

hemen gittim yanına, ya dedim baba, ne yapıyorsun çıldırdın mı? geldi sarıldı, o öyle yapınca kızamadım da ama resmen utandım. çocukları gibi seviyorlar beni ama herkes böyle sakin kalamaz, insanların psikolojik tepkilerini gösteren renkler vardır. benim mavidir. sakin demektir ama kırmızı bir insan, bu duruma çok daha ağır bir tepki verir. neyse zaten bunu uygulamayı anlatmak için yazdım…

arkadaşımın yanına libya’ya gitmek için uğraştığımı okuyorsunuz birkaç haftadan beri. bunun uzun bir yolculuk olacağını söylemiştim, o yüzden bence ben üzerine daha çok yazacağım. şartlarım da giderek kolaylaşmak yerine zorlaşıyor. bugün papaz arkadaşım emanuel ile yazıştık, bugünlerde kalkar kalkmaz ilk onunla konuşuyorum zaten. benim için korktuğundan hergün libya’ya gidip gitmediğime ve gitmeyeceğime emin olmaya çalışıyor. beni engelleyeceğini farkettiğimden beri de ben onu başımdan atmaya çalışıyorum. yalan söylemeden yapmaya çalıştım ama olmadı, bende bu sabah ona şehirde kalacak otel bulamadığımı ve konuştuğum birkaç kişinin gelme sakın demesi üzerine vazgeçtiğimi söyledim. çok sevindi, ben de sana anlatmak istemedim durumu arkadaşın için endişelenmemen için ama gerçek bunlardı, 1000 dolar için insan kaçırıyorlarmış dedi tabi benim kalbim düzensiz atmaya başladı o an. hemen yükseldim, kim ne yapsın beni, ayrıca ben zaten yanımda en az 6000-7000 dolarla giderim, benim için istedikleri parayı ben kendim veririm zaten, iyi de olur, kim bilir nasıl paraya ihtiyaçları var ki böyle şeyler yapmak zorunda kalıyorlar yazdım.

ben senin gerçekten bir mucize olduğunu düşünüyorum yazdı. ama sonrasında o an birkaç dakikalık bir sessizlik oldu. whatsapp’ta sürekli yazıyor yazıyor görünüyor ama bir türlü gelmedi bana o satırlar. ben de elimde telefon bana yazacağı güzel şeyleri bekliyorum, mucize olduğumu düşünerek başladı yani nasıl devam ederki, kesin kalbimi yerinden oynatacak bir şeyler geliyor. ama yazmadı, ben de sordum neden mucize olduğumu. neden mucizeyim, açıkla yani.

bir insanın senin gibi düşünerek 35 yıl hayatta kalması tanrının bir mucizesi, bence sen bir mucizesin, bundan sonra hücreme gelenlere tanrının varlığını kanıtlamak için seni anlatacağım dedi.

herhalde yazıp yazıp sildikleri de “sen ne gerizekalı bir insansın, allah senin belanı versin, seni nereden başıma gönderdiler” tarzı şeylerdi. gidip sakinleşip geldi. yazmadı bana bu satırları.

sonra bilal’e anlatır gibi anlattı, dedi senin 6000-7000 doların olduğunu görenler, amerikan eşinin neyi varsa onun peşine düşer, aldıktan sonra da amerika’ya mesaj göndermek amacıyla seni öldürürler.

yok artık. homeland’da oluyordu öyle şeyler, saçmalama lütfen diyecektim ama bir an için arkadaşımın bu şeyler içinde olduğu kalbimi acıtmaya başlayınca, başka neler var, arkadaşım nelerin içinde acaba diye sordum. oda merak etme, arkadaşın iyi, ona ulaştım, 2 türk ile birlikte güvenli bir yerde çalışıyormuş, güvende, mutlu endişelenecek bir şey yok dedi. ben de ona ulaştığını söyleyince çıldırdım sevinçten tabi, lütfen yerini söyle yanına gideyim madem güvenliyse diye yalvarmaya başladım.

seni deniyordum, süper düştün, böyle bir şey yok ve oraya gitmeyeceksin, buna asla izin vermeyeceğim, herhangi bir şekilde oraya gideceğini anlarsam annene, kardeşine ve eşine haber vereceğim ve aramız bir daha asla eskisi gibi olmayacak, bundan sonrada beni arayacaksın ülke ülke dolaşarak dedi.

bunu yapamazsın dedim.

iphone’unda find friends diye bir uygulama var, hemen oradan bana davet atıyorsun ben de senin nerede olduğunu görüyorum, yoksa şimdi söyleyeceğim annene dedi.

attırdı ve takibine aldı. zaten bir yerlere zincirlenmiş haldeydim şimdi bir de zincirlendiğim yerin kapısı da kilitlendi.

allah belanı versin apple. bu uygulamayı çıkarmak zorunda mıydın?

uzun bir yolculuk olacağını zaten biliyordum. böyle olmasına daha da çok seviniyorum, çünkü emek harcamak, bunun peşinde yıpranmak, bunun gerçekleşmesi için zor yollardan geçmek istiyorum. çünkü sevginin sadece bu yolla gideceği yere varacağını biliyorum. gönül ister ki birine giden yolda başkaları üzülmesin ama insanları kandırmaktan başka çare bırakılmıyor çoğu zaman.

planım hazır zaten. eşim ve ailem, epilepsinin geride kalıp sağlıklı olduğuma inandıkları anda avrupa’da tamamlamam gereken bir projemin olduğunu ve 10 gün orada kalmam gerektiğini söyleyeceğim. kimse buna bir şey diyemez çünkü hayatım boyunca bu işlerin içindeydim. bir de projeler öyle 1-2 aylığına yapılmaz. 5 yıllık bir projenin 20-30 tane aktivitesi vardır. şu an aslında hala bazı projelerin sorumlusuyum. hiç sırıtmaz, kimse öyle bir şey yok diyemez.

italya diye düşünüyorum. fransa da olabilir. kalkıp amerika’dan gelicem bu ülkelere. oradan da libya’ya geçeceğim. gelmeden 1 gün önce de telefonum kırılacak. (hay allah, şansa bak!) telefonumu çekiçle kırıp camını dağıttıktan sonra arabamla ezeceğim. araba kullanırken elimdem düştü, başka bir araba ezdi diye. (zenginliğe bak demeyin, apple telefon ve tabletlerin sigortası var, 200-300 dolar alıp size yenisini veriyorlar, böylelikle bir üst modele de geçiyorsunuz, daha önce 2-3 kere istemeden kırdım oradan biliyorum)

böylelikle find my friends uygulaması ben libya’dayken çalışmayacak! kimse orada olduğumu göremeyecek. sokak sokak arkadaşımı arayacağım. kalbimi “find my friend” uygulaması olarak kullanacağım…

delilik biliyorum. umrumda bile değil. sadece işaretler veya ölmüş erkek arkadaşım rüyamda git dediği için de değil. kalbim git diyor, hislerim git diyor ve ben de gitmek istiyorum.

benim gitmek istemem kolay değildir…

ben onunla 1 yıla yakın aynı şehirde yaşamama, evinin kapı numarasına kadar bilmeme rağmen korkumdan sokağından bile geçmedim. şimdi nerede yaşadığını bilmeden, hiç bilmediğim bir ülkede onu arayacağım. çünkü ben gerçekten gitmek istiyorum. onun zamanı geliyor mu bilmiyorum ama benim zamanım şu anı işaret ediyor. ben zamanı gelince sevgiye gidiyorum. delilik biliyorum, ben de kendime bazen “çizgi film karakteri kullanan birinin bloğunu okumaya çalışıyordum konu ne ara libya’ya geldi” diyorum ama geldi artık, olan oldu yani.

benim için yarın dua edin, o eeg’nin temiz çıkmasına çok ihtiyacım var. çünkü önümde çok uzun bir yol, çok uzun bir yolculuk var. bu eeg sadece ilk adım.

mutlu geceler,

çocuk kalpli.

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.